Merhaba,
Kaç gündür yazamadım ama zannetmeyin ki istemedim. Aaaa nasıl bir hastalıkmış saat 22:00 mağazalardan satış rakamlarını alıyorum ve olduğum yerde uyuya kalıyorum. Hiç başıma gelmişliği yok. Fakat gittikçe vücudum ağırlaşıyor. Bir heyecan acaba hamilemiyim diye test yaptım ve "not pregnant" yazısı kör gözüne parmak sokar şekilde çıktı. Zaten bir gün geçmedi malum periyot geldi kapıma dayandı. Neyse dedik bir dahaki aya artık. Fakat bu sefer de başıma bademcik ameliyatı çıktı. Doktor der ki aldırın kurtulun. Zira benimkini gören KBB'ciler beni hastaneden salmaz direkt ameliyathaneye alırlarmış. Cumartesi yeniden gideceğim doktora ve kültür sonucuna bakacağız. Bizim şebeğe dedim ki annecim ameliyat olmam lazımmış. Arkadaşın kulaklarında sıvı olduğu için rahat duyamıyor. Aaa hayır ben ameliyat olmam şeklinde itiraza başladı. Ne şikayet ne mızlanma ama anlatamam yüzündeki ekşimeyi. Sonra hayır oğlum sen değil ben deyince derin bir oh çekti. Sonraki ilk sorusu anne karnını mı kesecekler, ben çok merak ediyorum karnının içini demez mi. Allahım dedim nasıl yani. Oğlum bademciklerimi alacaklar karnımla ne alakası var deyince ama boynunu kesmesinler ölürsün ben sensiz ne yaparım demesin mi. Ay aldı beni bir stres. Anesteziyi alıp bayılıp da ayılamamak var. Tövbe tövbe neyse aldı beni bir stres. Şimdi de güzel şeylerden bahsedelim, becerebilirsem pazar günü Kartal'daki organik pazara gitmek istiyorum. Saat 12:00-15:00 arası kuyruklu piyanosu ile Mark Vella konseri olacak.Ali Bey ile keyifli vakit geçirebiliriz diye düşünüyorum. Hem de bu haftaki organik sebzelerimi pazardan almış olurum.
Sevgiyle kalın
30 Nisan 2010 Cuma
23 Nisan 2010 Cuma
Boncukların 23 Nisan Bayram'ı kutlu olsun
22 Nisan 2010 Perşembe
Dünya Gününüz Kutlu Olsun

CNN Türk'e teşekkürler ne kadar da güzel bir görsel kullanmış. Bugün Dünya'nın doğum günü 22 Nisan tüm dünyada sembolik olarak kutlanıyor. Malum çevreci bir anne için de önemli bir konu. Dünyamızı korumak, doğayı, çevreyi, en önemlisi gelecek nesillerin hayatını korumak için hayatımızda ufak bir değişiklik yapmalıyız. Her zaman söylüyorum hayatın her aşamasında organik ürün tüketmek mümkün olmayabailir. Bu maddi imkansızlıktan olabilir (bu arada sanıldığı kadar pahalı değil organik ürünler), ürünlere kolay ulaşamamaktan olabilir ama ne yaparsanız yapın zararlı kimyasallardan uzak durmaya çalışın. Bu yediğiniz yiyeceklerde olabilir, giydiğiniz kıyafetlerde olabilir, kullandığınız temizlik malzemeleri olabilir, şampuanınız, kreminiz olabilir. Bir tek ben almasam ne olur ki büyüüüük firmalar bunları üretmeye devam edecek deyip de baştan teslim olmayın. Bir fark yaratmak için, petrol türevi ürünlerin olmadığı, kimyasalların kontrollü kullanıldığı ürünleri tercih edin. Sezen Aksu'nun şarkısındaki adam gibi bir denizyıldızı kurtarsanız kardır.
Sevgiyle kalın
Lüfer'e sahip çıktılar!

Çok iyi düşünülmüş bir kampanya. Gerçekten ileride lezzetli ve sağlıklı ayrıca da besleyici lüferlerden hem kendimiz hem de çocuklarımız yesin istiyorsak Fikir Sahibi Damaklar'ın başlattığı kampanyaya kulak verelim derim. Çinekop ve sarıkanat yemeğe son. Aman Allah'ım bu zamana kadar yediklerim boğazıma dizildi sanki. Ama buradan söz veriyorum uzuuuuuuun bir süre çinekop ve sarıkanat yemeyeceğim. Çorbada benim de tüketici olarak tuzum bulunsun.
Sağlıkla ve sevgiyle kalın
20 Nisan 2010 Salı
Hem Herşey Organik Hem de Hastasınız???
Selam,
Allahım nasıl bir hastalıktır bu anlatamam. Ali Bey epeydir hasta Mart başından beri kulakta duyma geriliği, sıvı birikmesi, burun tıkanıklığı, burun akıntısı zaman zaman ateş derken 4 haftada 2 şişe Augmentine antibiyotik bitmesine rağmen bir hafta bahar tatilinde evde kuzen ve anneanne ve Yekta ile geçirilen bilimum güzel günden sonra tatilin sona ermesi okula bir gün gidiş ve ertesi gün hasta olup yatak döşek yatma. Önce Ali Bey'in klasik okula gitmeme numarası zannedip kendisini biraz hırpalayış hayır gideceksin, hayır zinhar olmaz gidilecek şeklindeki ısrar sonucu kendisinin yerlere yapışarak ağlaması ve ateş kontrolü bir de boğaz muayenesi anne olarak kendisinin okula gitmemesi gerektiğine kanaat getiriş. Bu arada madem okula gidilmedi hastasın evde maksimum eziyet. Evladım okul saati bitmeden eğlenceli hiçbirşey yok. Sadece yatılacak, istersen kitap bakabilirsin, yataktan kalkmak yok. Neyse böyle süregelen 4 günlük eziyetten sonra cumartesi arkadaşımızın doğumgününe gitmiştik hani organik hediyeden bıkmıştı ya Ali Bey işte oradan sonra bir iki mağaza ziyareti. Yeni çok güzel ciciler geldi onları da pazar günü mağazalara transfer ettim biraz kızlarla vakit geçirdim stok girişi falan derken hemen satışa çıkardık ürünlerimizi. Bu arada annelere anneler günü için bebekleri ve çocukları ile bir örnek giyinmek üzere yeni gecelikler yaptık. Neyse bu arada cumartesiye geri dönüyorum cumartesi gecesi babacık biraz hastalandı hatta ateşlendi. Pazar günü ben mağazalardayken akşam telefonla aradılar saat 8 civarıydı babacık yeniden ateşlendiğini ve iyi olmadığını söyledi derken saat 8:30 civarında babacığın ateşi 40'a dayanınca Acıbadem Maslak Acil'e gittik. Serum üstüne serum arkasından da bir iğne ancak ateşi düşürebildiler. Geceyarısı eve döndük. Bu arada Ali Bey babasının hastane yatağında uyuya kaldı. Neyse sağ salim eve vardık hepimiz bir tarafa devrildik bu arada gece bana bir üşüme gelsin bir ateşim yükselsin. Allahım bademciklerim birbirine yapışsın. Ben de aşkıma verdikleri ilaçlardan alıp sözüm ona kendimi iyileştireceğim. Bugün artık Ali Bey de daha fena olunca bu arada neredeyse 3 haftadır okula gitmiyor, en sevdiğimiz doktorumuz Pınar Dayanıklı'ya kendimizi dar attık. Ali doğduğundan beri doktoru Pınar Hanım ve çok sever çok da güveniriz. Mono gibi görünüyor virüs bu antibiyotik kullanmanıza gerek yok dedi. Yatıp dinleneceksiniz ve dut kaynatıp suyunu içeceksiniz. Karaciğer ve dalakta büyüme yapar biraz ağrınız olabilir. Dİnlenerek geçer diye ısrar etti. Yine hepimiz evin bir yerine yattık kah uyuyoruz, kah yattığımız yerden takatimiz yettiğince iş yapıyoruz. Ben de bu arada size yazayım istedim. Aa bu arada başlığa koyduğum hem herşey organik hem de hastasınız lafı da bugün evde temizlik vardı. Ayşe ablamız çok tatlı bir kadın bayılıyoruz kendisine. Demesin mi amaaan bu nasıl iş hem herşey organik hem yine hastasınız. Dedim ki ah Ayşe Abla herşey organik de biz izole yaşamıyoruz ki gelmiş işte bir virüs, biz de atlatmaya çalışıyoruz. Hem de ilaçsız olabilirse en güzeli. Hemen kestik antibiyotiği, dayandık dut suyuna. Bakalım nasıl gelecek. Bu arada bademcikler için karbonatlı su ile gargara doktorumuzun tavsiyesi, limon ve tuzla gargara, zencefil tozu üfleme, kekik suyu kaynatıp içme gelen anneanne ve babaanne tavsiyeleri.
Sevgiyle ve sağlıkla kalın
Allahım nasıl bir hastalıktır bu anlatamam. Ali Bey epeydir hasta Mart başından beri kulakta duyma geriliği, sıvı birikmesi, burun tıkanıklığı, burun akıntısı zaman zaman ateş derken 4 haftada 2 şişe Augmentine antibiyotik bitmesine rağmen bir hafta bahar tatilinde evde kuzen ve anneanne ve Yekta ile geçirilen bilimum güzel günden sonra tatilin sona ermesi okula bir gün gidiş ve ertesi gün hasta olup yatak döşek yatma. Önce Ali Bey'in klasik okula gitmeme numarası zannedip kendisini biraz hırpalayış hayır gideceksin, hayır zinhar olmaz gidilecek şeklindeki ısrar sonucu kendisinin yerlere yapışarak ağlaması ve ateş kontrolü bir de boğaz muayenesi anne olarak kendisinin okula gitmemesi gerektiğine kanaat getiriş. Bu arada madem okula gidilmedi hastasın evde maksimum eziyet. Evladım okul saati bitmeden eğlenceli hiçbirşey yok. Sadece yatılacak, istersen kitap bakabilirsin, yataktan kalkmak yok. Neyse böyle süregelen 4 günlük eziyetten sonra cumartesi arkadaşımızın doğumgününe gitmiştik hani organik hediyeden bıkmıştı ya Ali Bey işte oradan sonra bir iki mağaza ziyareti. Yeni çok güzel ciciler geldi onları da pazar günü mağazalara transfer ettim biraz kızlarla vakit geçirdim stok girişi falan derken hemen satışa çıkardık ürünlerimizi. Bu arada annelere anneler günü için bebekleri ve çocukları ile bir örnek giyinmek üzere yeni gecelikler yaptık. Neyse bu arada cumartesiye geri dönüyorum cumartesi gecesi babacık biraz hastalandı hatta ateşlendi. Pazar günü ben mağazalardayken akşam telefonla aradılar saat 8 civarıydı babacık yeniden ateşlendiğini ve iyi olmadığını söyledi derken saat 8:30 civarında babacığın ateşi 40'a dayanınca Acıbadem Maslak Acil'e gittik. Serum üstüne serum arkasından da bir iğne ancak ateşi düşürebildiler. Geceyarısı eve döndük. Bu arada Ali Bey babasının hastane yatağında uyuya kaldı. Neyse sağ salim eve vardık hepimiz bir tarafa devrildik bu arada gece bana bir üşüme gelsin bir ateşim yükselsin. Allahım bademciklerim birbirine yapışsın. Ben de aşkıma verdikleri ilaçlardan alıp sözüm ona kendimi iyileştireceğim. Bugün artık Ali Bey de daha fena olunca bu arada neredeyse 3 haftadır okula gitmiyor, en sevdiğimiz doktorumuz Pınar Dayanıklı'ya kendimizi dar attık. Ali doğduğundan beri doktoru Pınar Hanım ve çok sever çok da güveniriz. Mono gibi görünüyor virüs bu antibiyotik kullanmanıza gerek yok dedi. Yatıp dinleneceksiniz ve dut kaynatıp suyunu içeceksiniz. Karaciğer ve dalakta büyüme yapar biraz ağrınız olabilir. Dİnlenerek geçer diye ısrar etti. Yine hepimiz evin bir yerine yattık kah uyuyoruz, kah yattığımız yerden takatimiz yettiğince iş yapıyoruz. Ben de bu arada size yazayım istedim. Aa bu arada başlığa koyduğum hem herşey organik hem de hastasınız lafı da bugün evde temizlik vardı. Ayşe ablamız çok tatlı bir kadın bayılıyoruz kendisine. Demesin mi amaaan bu nasıl iş hem herşey organik hem yine hastasınız. Dedim ki ah Ayşe Abla herşey organik de biz izole yaşamıyoruz ki gelmiş işte bir virüs, biz de atlatmaya çalışıyoruz. Hem de ilaçsız olabilirse en güzeli. Hemen kestik antibiyotiği, dayandık dut suyuna. Bakalım nasıl gelecek. Bu arada bademcikler için karbonatlı su ile gargara doktorumuzun tavsiyesi, limon ve tuzla gargara, zencefil tozu üfleme, kekik suyu kaynatıp içme gelen anneanne ve babaanne tavsiyeleri.
Sevgiyle ve sağlıkla kalın
17 Nisan 2010 Cumartesi
Ali Bey'in Organik hediyeye isyanı
Bugün bir arkadaşımızın oğlunun doğum günü idi. Ben de bizim mağazadan bir hediye ayırtmıştım ama geçen akşam çıkarken telaş ile unutmuşum. Doğum gününe gitmeden önce de şehrin taaa öbür ucunda bir işimiz vardı. Nerede diyeyim neredeyse Edirne sınırında. Ambarlı civarında bir işimiz vardı. İşimiz biraz uzadı. Derken Etiler mağazamızdan ayırttığım hediye için arada oraya girip çıkmam çok zor olacak ve daha da geç kalacağız diye yol üstündeki Forum Istanbul mağazamızı aradım neyse oradan başka bir ürün ayırttım derken telefon konuşmalarına şahit olan Ali Bey ne dese beğenirsiniz. Anne yeter ama artık sen de taktın bu organiğe. Biraz da hediyelerimiz sağlıksız olsun. Hep sağlıklı hep sağlıklı, mesela en plastik oyuncaklardan alsak. Yani biraz da kafayı plastik oyuncaklara taksan. Ay Allahım dedim. Olur mu hiç oğlum bak plastik oyuncaklar zararlı olabiliyor. Ne gerek var öyle şeylere. Neyse kendisini ikna ettik. Fakat sanırım kendi doğum gününde en plastik, eeeen zararlı ne varsa onunla mutlu olacağını hatta mümkünse Ben 10 olan çöpe bile organik bir giyim ya da kozmetik ya da aksesuardan daha çok sevineceğini açıkça ifade etmenin bir yoluydu bu. Bakalım daha neler yaşayacağız kendisiyle.
12 Nisan 2010 Pazartesi
Oğlumun Organik Hikayeleri
Merhaba,
Bugün biraz da oğlumun organik hikayelerinden bahsetmek istiyorum. Malum doğduğundan beri çocuk organik ürünlere maruz kalıp, çevreci saplantıları olan bir anne ile mücadele etmek zorunda olduğu için bazen komik hikayeler çıkabiliyor.
Önce okul maceraları;
Geçen sene daha kücük bir okula gidiyordu. Toplamda okulun 10 öğrencisi vardı. Çok keyifliydi, yarım gün gidiyordu bir ara bir yanlış anlaşılma sonucu ufak bir ceza alınca okul hayatı onun için bitti diyebiliriz. Tabi bu arada bu sene gideceği okula karar verirken daha büyük ve kalabalık olması gerektiğini, birazcık da disiplinli bir yer olması gerektiğini düşündük. Aslında gideceği okula çok da uzuuun uzadıya araştırma yapmadan en yakın okul en iyi okuldur diye yaklaşarak (tabi şansımıza evimize yakın gayet iyi ve köklü bir okul var) kaydını yaptırdık. Eylül ayında okul başladı ve sağolsun bizim canavar için bir eziyet haliyle bana da bir nevi eziyet haline geldi. Sabahları okula gitmemek için hazırlanma seramonisini elinden geldiğince uzatıyor ve bazen babasına da aynı fikri veriyor. Sen de benim gibi oyalanıp işe geç gidebilirsin şeklinde tavsiyede bulunuyor. Önceleri gitmemek için muhtelif bahaneler uydurdu. Uzunca bir süre anne okuldaki yemekhane kokuyor ayrıca orada organik yiyecekler vermiyorlar şeklinde beni en hassas noktamdan vurmaya çalıştıysa da oldukça dirayetli bir şekilde okula gideceğini yineledim. Okul açılalı ne kadar oldu yaklaşık 8 ay ama hala alışamadı desem. Daha doğrusu alıştı da okulu sevmiyor. Düzen ve kural sevmiyor. Kendi dediklerinin yapılması konusunda da ısrarcı bir arkadaş. Okulda ders olarak şu resmi yap deyince 3 dakikada çiziktirip veriyor ama kendi hayal gücüne bırakılırsa ve canı resim çizmek isterse bir saat resim çiziyor ve inanılmaz resimler yapıyor. Arkadaş doğada dağda bayırda keşfetmek istiyor. Çevreyi koruyor, yerde çöp görünce çok bozuluyor ya da benim hoşuma gidiyor diye bozuluyor gibi yapıyor. Bu arada okula gitmemek için bulduğu bahanelerden biri de okulda kullandıkları boya kalemleri ile yapıştırıcıların sağlığa zararlı olduğuydu. Ama onları da birlikte aldığımızı ve üzerlerini okuduğumu özellikle zararsız olanları seçtiğimi söyleyince bunun da işe yaramayacığını anladı. Geçenlerde ellerini yıkadıklarında iki adet kağıt havlu verdiklerini halbuki bir tanesinin yettiğini söyledi. Bizim okulda çok kağıt tüketiliyor ağaçlar gidiyor şeklinde sürekli bana okulu kötülüyor. Ama bulunan bahaneler hep çevreci anneyi çileden çıkaracak şeyler. İnanılmaz bir tümdengelim. Annem sıkı bir çevreci, o zaman ben ona okuldaki doğayı, çevreyi kirletmek ile ilgili argümanlar ileri sürersem dayanamaz beni okuldan alır. Ben de evde istediğim gibi takılırım. Anlaşıldı okulu sevmiyor umarım bu yakında değişir çünkü kara kara 18 sene nasıl geçecek diye düşünüyorum. Neyse bugün de oğluşun okul maceralarını okudunuz. Yarın ola hayrola.
Sevgiyle ve sağlıkla kalın
Bugün biraz da oğlumun organik hikayelerinden bahsetmek istiyorum. Malum doğduğundan beri çocuk organik ürünlere maruz kalıp, çevreci saplantıları olan bir anne ile mücadele etmek zorunda olduğu için bazen komik hikayeler çıkabiliyor.
Önce okul maceraları;
Geçen sene daha kücük bir okula gidiyordu. Toplamda okulun 10 öğrencisi vardı. Çok keyifliydi, yarım gün gidiyordu bir ara bir yanlış anlaşılma sonucu ufak bir ceza alınca okul hayatı onun için bitti diyebiliriz. Tabi bu arada bu sene gideceği okula karar verirken daha büyük ve kalabalık olması gerektiğini, birazcık da disiplinli bir yer olması gerektiğini düşündük. Aslında gideceği okula çok da uzuuun uzadıya araştırma yapmadan en yakın okul en iyi okuldur diye yaklaşarak (tabi şansımıza evimize yakın gayet iyi ve köklü bir okul var) kaydını yaptırdık. Eylül ayında okul başladı ve sağolsun bizim canavar için bir eziyet haliyle bana da bir nevi eziyet haline geldi. Sabahları okula gitmemek için hazırlanma seramonisini elinden geldiğince uzatıyor ve bazen babasına da aynı fikri veriyor. Sen de benim gibi oyalanıp işe geç gidebilirsin şeklinde tavsiyede bulunuyor. Önceleri gitmemek için muhtelif bahaneler uydurdu. Uzunca bir süre anne okuldaki yemekhane kokuyor ayrıca orada organik yiyecekler vermiyorlar şeklinde beni en hassas noktamdan vurmaya çalıştıysa da oldukça dirayetli bir şekilde okula gideceğini yineledim. Okul açılalı ne kadar oldu yaklaşık 8 ay ama hala alışamadı desem. Daha doğrusu alıştı da okulu sevmiyor. Düzen ve kural sevmiyor. Kendi dediklerinin yapılması konusunda da ısrarcı bir arkadaş. Okulda ders olarak şu resmi yap deyince 3 dakikada çiziktirip veriyor ama kendi hayal gücüne bırakılırsa ve canı resim çizmek isterse bir saat resim çiziyor ve inanılmaz resimler yapıyor. Arkadaş doğada dağda bayırda keşfetmek istiyor. Çevreyi koruyor, yerde çöp görünce çok bozuluyor ya da benim hoşuma gidiyor diye bozuluyor gibi yapıyor. Bu arada okula gitmemek için bulduğu bahanelerden biri de okulda kullandıkları boya kalemleri ile yapıştırıcıların sağlığa zararlı olduğuydu. Ama onları da birlikte aldığımızı ve üzerlerini okuduğumu özellikle zararsız olanları seçtiğimi söyleyince bunun da işe yaramayacığını anladı. Geçenlerde ellerini yıkadıklarında iki adet kağıt havlu verdiklerini halbuki bir tanesinin yettiğini söyledi. Bizim okulda çok kağıt tüketiliyor ağaçlar gidiyor şeklinde sürekli bana okulu kötülüyor. Ama bulunan bahaneler hep çevreci anneyi çileden çıkaracak şeyler. İnanılmaz bir tümdengelim. Annem sıkı bir çevreci, o zaman ben ona okuldaki doğayı, çevreyi kirletmek ile ilgili argümanlar ileri sürersem dayanamaz beni okuldan alır. Ben de evde istediğim gibi takılırım. Anlaşıldı okulu sevmiyor umarım bu yakında değişir çünkü kara kara 18 sene nasıl geçecek diye düşünüyorum. Neyse bugün de oğluşun okul maceralarını okudunuz. Yarın ola hayrola.
Sevgiyle ve sağlıkla kalın
Etiketler:
ana okulu,
çevreci,
okul,
okul seçimi,
organik gıda
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

