Merhabalar,
Ben her zamanki gibi bir arazi oluyorum bir ortaya çıkıyorum:-) Sanıyorum kaldırabileceğimden daha fazla işe kalkışıyorum ama elimde değil. Blog yazmak da neyime aslında. Ama paylaşmak da istiyorum bir taraftan. Bu ara başımdaki işleri tek tek sıralasam bir A4 sayfası dolar taşar sanırım. Bunlardan en keyif aldığım kısmı çocuklar için birşeyler yaptığımız işler. Aslında daha önce hikayemi anlatmışımdır. Bu işe başlamamın en önemli sebebi de buydu. Gelecekte çocuklara nasıl bir dünya kalacak. Bugün yedikleri içtikleri kadar giydiklerinin de ya da kıyafetlerinin yıkandığı sabunlar bile önemli diye her fırsatta anlatıyorum. Enteresan, anneler kendilerine o kadar dikkat etmiyorlar ama çocukları için titizlenen bilinçli bir anne grubu var. Onların sayısının çoğalması lazım. Neyse nerden nereye konudan konuya atlamakta üstüme yok.
Aralık ayı boyunca Kapbula ürünlerinden yapılan alışverişin %20'sini Kanserli Çocuklar Vakfı aracılığı ile kanser tedavisi gören bebek ve çocuklara hediye olarak vereceğimizi duyurmuştuk. Mağazalarımıza gelen müşterilerimizden bir de çocuklar için yılbaşı kartı yazmalarını istedik. Bir kısım müşterimiz ne yazacağını bilemediği için not yazmak istemedi ama çoğu çok güzel dileklerde bulundular ve kartları yazdılar. Biz de kartlar ile birlikte mağazada satılmakta olan organik tekstil ürünlerimizden toplam 75 çocuğa organik hediyelerini paketledik bir kısmını kendi ellerimizle götürdük. Bu noktada Kanserli Çocuklara Umut Vakfı'nda çalışan tüm gönüllülere, hemşirelere ve doktorlara ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Büyük özveriler ile çocuklar için çalışıyorlar. Çocukların gözlerindeki sevinç ve ıstırap karışımı ise yürekleri parçalamaya yeter de artar. Bir anne olarak gülümsemeye devam etmek çok zor.
Daha önceleri de annelere anlatmaya çalıştığım konu burada ortaya çıkıyor sanki. Insan hayatında belirli bir kimyasala örneğin 100 birim kimyasala maruz kalacak. Bu kimyasalların size, bebeğinize, çevrenize zararlı olduğunu, hatta kanser yapabileceğini, bir kısmının etkilerinin bilinmediğini söylüyorlar. Bu kimyasalların bir kısmı kontrol edebileceğiniz girdilerden, bir kısmı ise kontrolünüz dışında girdilerden. Şimdi sormak istiyorum kontrol edebildiğiniz girdilerden olanları hiçe saymak ve aynı şekilde kullanmaya devam etmek ister misiniz? Vakıftakiler ile kısa bir sohbet etme fırsatım oldu. Her yıl kanser tedavisi için başvuran çocukların sayısı artıyor. Yaşları da 1 ila 17 arasında. Bu sene gittiğimizde 23 yaşında iki genç de oradaydı onların hastalıkları nüksetmiş. Çocuklukta onları tedavi eden doktorlarının kontrolünde olmaları için onları da aynı servise yatırmışlar.
Dostça bir tavsiye hayatınızdaki kimyasalları en azından kontrol edebildikllerinizi biraz olsun azaltın. Özellikle gereksiz birçok şeye yapılan harcamalardan biraz kısıp organik giyecek, organik yiyecek, organik içerikli kozmetik, organik içerikli temizlik malzemelrinden satın almak için bir bütçe hazırlayın derim. Biz tedbiri elden bırakmayalım. Ne zaman kimin başına ne geleceği belli olmaz.
Sağlıklı ve güzel günler dilerim,
Tuba
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Ocak 2011 Pazar
3 Nisan 2010 Cumartesi
Biz de %100 pamuklu giydiriyoruz zaten...
%100 organik tekstil üretimini yıllardır yapıyorum. En sık karşılaştığım tepki aaa biz zaten %100 pamuklu giydiriyoruz. Hiç sentetikli giydirmiyoruz. Pamuklu demek doğal demek organik demek işte canım. Daha bunun sertifikası da ne demek oluyor. Bazen de ah evladım sizler bizler organikle mi büyüdük ne gerek var buna. Özelikle anneanne, babaanne tepkisi.
Vallaha yazayım da içim rahatlasın. Aslında bizlerin zamanındaki tekstil ürünleri neredeyse organikti hele hele şimdinin anneanne babaannelerinin dönemindeki tekstil organik sayılırdı. Zira şöyle açıklayayım tarımda ve tekstilde kullanılan kimyasal son 20-25 yılda bu kadar çok arttı. Bu da ne demek oluyor eskiden üretilen ürünler daha bir az kimyasal ile üretiliyordu. Dİyceksiniz ki hadi domatesin, salatalığın organiğini anladık da bu atletin, külodun, bodynin organiği nasıl oluyor. O zaman bir kaç kısa teknik bilgi vermek istiyorum izninizle.
Tüm dünyadaki tarım üretimi içinde pamuğun payı yaklaşık %3. Tüm tarım için kullanılan zararlı ilaçlar, kimyasallar, pestisidlerin %16'sı bu pamuğa kullanılıyor. Bu kimyasallar da öyle sadece üretimin yapıldığı tarladaki ilacın sıkıldığı pamuğun üstünde kalmıyor. Toprağa geçiyor, yeraltı sularına geçiyor, hava ile çevreye yayılıyor. Bu kullanılan kimyasallar yüzünden dünya sağlık örgütü verilerine göre her yıl 20bin pamuk işçisi kanser oluyor, solunum yetmezliği yaşıyor, ölüyor ya da çalışamaz hale geliyor. Diyelim ki bizim için önemli değil bu insanların ne yaşadıkları. O ilaçlar pamuğun liflerinde kalıyor. O pamuktan iplik, o iplikten kumaş ve o kumaştan bir iç çamaşırı yapılıyor. Onu bir güzel bembeyaz yapmak için ağır kimyasal ile ağırtıyorlar. Pürüpak beyaz atlet vatana millete hayırlı olsun. Onu alıyoruz sözüm ona bir defa yıkıyoruz neyle konvansiyonel toz deterjan zimzim, güçlü topcuklar, leke sökücü profesyonel ile. Bir de yumuşatıcıyı basıyoruz oooh 4 hafta kokusu geçmesin diye iyice bir kalıcı koku için biraz daha kimyasal yüklemesi. Ardından onu çocuğumuza giydiriyoruz. Çocuk terliyor ve o giydiği kıyafetin üzerindeki tüm kimyasallar ter ile reaksiyona giriyor ve çocuğumuzun hücreleri tarafından emiliyor. Bu kimyasallar maalesef mikrop gibi zaman içinde bağışıklık sistemimizi güçlendiren ona göre bir savuna mekanizması kurabildiğimiz birşey değil. Bu kimyasallar zaman içinde birikiyor birikiyor birikiyor ve vücutta çeşitli değişikliklere yol açıyor. Bu da vücudun ya da genetik yapımızın en zayıf olduğu yerlerden başlıyor. En iyi ihtimalle allerjik oluyor, kimi egzama daha ileri boyutlarda da kanser vakaları. Maalesef çok üzücü ama gerçek.
Hani demiştim ya çevreci aktivist bir anne olmaya çalışıyorum diye aslında farkındayım organik deyince pahalı algılanıyor. Sadece alımgücü yüksek insanlar alışveriş yapabilir gibi geliyor ama aslında değil. Birçok ürün var organik olup da çok pahalı olmayan. Daha sonraki dertleşmelerimde onları da yazarım neler olduklarını.
Önemli olan nokta şu aslında %100 pamuklu bu diye giydirdiğiniz ürünlerin çok da masum olmadığını bilmekle başlayabiliriz bu çevreci aktivist anne olma serüvenine. Umarım yazdıklarımla bunaltmıyorumdur. Ama daha yeni başladık. %100 organik ne demek. Sertifika ne demek. Bir ürünün organik olup olmadığını nasıl anlayacağız. Doğal ürün, naturel ürün ne demek. Organik ile aralarındaki fark nedir. Her gün bir konuda yazmak istiyorum. Bu konularda bilinen yanlışları yazarak içimi rahatlatmak istiyorum. Sizler de okursanız ne mutlu bana.
Sevgiyle kalın
Vallaha yazayım da içim rahatlasın. Aslında bizlerin zamanındaki tekstil ürünleri neredeyse organikti hele hele şimdinin anneanne babaannelerinin dönemindeki tekstil organik sayılırdı. Zira şöyle açıklayayım tarımda ve tekstilde kullanılan kimyasal son 20-25 yılda bu kadar çok arttı. Bu da ne demek oluyor eskiden üretilen ürünler daha bir az kimyasal ile üretiliyordu. Dİyceksiniz ki hadi domatesin, salatalığın organiğini anladık da bu atletin, külodun, bodynin organiği nasıl oluyor. O zaman bir kaç kısa teknik bilgi vermek istiyorum izninizle.
Tüm dünyadaki tarım üretimi içinde pamuğun payı yaklaşık %3. Tüm tarım için kullanılan zararlı ilaçlar, kimyasallar, pestisidlerin %16'sı bu pamuğa kullanılıyor. Bu kimyasallar da öyle sadece üretimin yapıldığı tarladaki ilacın sıkıldığı pamuğun üstünde kalmıyor. Toprağa geçiyor, yeraltı sularına geçiyor, hava ile çevreye yayılıyor. Bu kullanılan kimyasallar yüzünden dünya sağlık örgütü verilerine göre her yıl 20bin pamuk işçisi kanser oluyor, solunum yetmezliği yaşıyor, ölüyor ya da çalışamaz hale geliyor. Diyelim ki bizim için önemli değil bu insanların ne yaşadıkları. O ilaçlar pamuğun liflerinde kalıyor. O pamuktan iplik, o iplikten kumaş ve o kumaştan bir iç çamaşırı yapılıyor. Onu bir güzel bembeyaz yapmak için ağır kimyasal ile ağırtıyorlar. Pürüpak beyaz atlet vatana millete hayırlı olsun. Onu alıyoruz sözüm ona bir defa yıkıyoruz neyle konvansiyonel toz deterjan zimzim, güçlü topcuklar, leke sökücü profesyonel ile. Bir de yumuşatıcıyı basıyoruz oooh 4 hafta kokusu geçmesin diye iyice bir kalıcı koku için biraz daha kimyasal yüklemesi. Ardından onu çocuğumuza giydiriyoruz. Çocuk terliyor ve o giydiği kıyafetin üzerindeki tüm kimyasallar ter ile reaksiyona giriyor ve çocuğumuzun hücreleri tarafından emiliyor. Bu kimyasallar maalesef mikrop gibi zaman içinde bağışıklık sistemimizi güçlendiren ona göre bir savuna mekanizması kurabildiğimiz birşey değil. Bu kimyasallar zaman içinde birikiyor birikiyor birikiyor ve vücutta çeşitli değişikliklere yol açıyor. Bu da vücudun ya da genetik yapımızın en zayıf olduğu yerlerden başlıyor. En iyi ihtimalle allerjik oluyor, kimi egzama daha ileri boyutlarda da kanser vakaları. Maalesef çok üzücü ama gerçek.
Hani demiştim ya çevreci aktivist bir anne olmaya çalışıyorum diye aslında farkındayım organik deyince pahalı algılanıyor. Sadece alımgücü yüksek insanlar alışveriş yapabilir gibi geliyor ama aslında değil. Birçok ürün var organik olup da çok pahalı olmayan. Daha sonraki dertleşmelerimde onları da yazarım neler olduklarını.
Önemli olan nokta şu aslında %100 pamuklu bu diye giydirdiğiniz ürünlerin çok da masum olmadığını bilmekle başlayabiliriz bu çevreci aktivist anne olma serüvenine. Umarım yazdıklarımla bunaltmıyorumdur. Ama daha yeni başladık. %100 organik ne demek. Sertifika ne demek. Bir ürünün organik olup olmadığını nasıl anlayacağız. Doğal ürün, naturel ürün ne demek. Organik ile aralarındaki fark nedir. Her gün bir konuda yazmak istiyorum. Bu konularda bilinen yanlışları yazarak içimi rahatlatmak istiyorum. Sizler de okursanız ne mutlu bana.
Sevgiyle kalın
Etiketler:
%100 organik,
bebek,
çocuk,
Kapbula,
pamuk
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
