Selam,
İşte yine uykumun kaçtığı bir gece ve ben blogumun başına geçtim yazıyorum. okurken diyeceksiniz ki hangi deli gecenin bir vaktinde kalkar da organik ile doğal naturel arasındaki fark şudur şeklinde bilgisayarını kucağını alır ve yazar. İşte zaten soranlara söylüyorum bu organik işi normal işi değil. Bilmiyorum çok mu bölük pörçük yazıyorum. Ama anlatmak istediğim çok şey var. Bildiklerimi, okuduklarımı herkesle paylaşmak istiyorum o yüzden oluyor sanırım. Neyse bugün doğal naturel ve organik arasında ne fark var onu yazmak istiyorum. Organik daha önceki yazılarımda da yazmıştım aslında izlenebilir bir üretim süreci olan ürün demek. Bu izlenebilme durumu öyle iyi tarım uygulaması bu, biz bunu izliyoruz, eveet sağolsun üreticimiz Mehmet Efendi de gayet güzel üretti, bu da oldu sana iyi tarım ürünü deyip geçilmeyen ürün bir nevi. Yani üretim süreci izlenebilen ve izlenen ve hatta test edilen ve dönem dönem denetlenen bir ürün. Ben tarım tarafının başında durmadım tam olarak prosedürü bilemem ama mesela tekstil tarafında bize yaptıklarını anlatayım. Öyle sanıldığı gibi kolay bir iş değil bu organik GOTS sertifikalı bir t-shirt üretmek. Biz firma olarak yılda en az 4 defa üretim yapıyoruz. Yeni modeller yeni renkler için. Bu arada aralarda da sezon dışı değişiklik olsun diye yeni ürünler yapıyoruz, rpt yapıyoruz. Bunların her birini hesaba katarsak yılda en az 10 tane yüklememiz oluyor. Her bir üretim için üretimin her aşamasında emeği geçen arakdaşlar bir de belge düzenliyorlar ve diyorlar ki biz Kapbula için şu şu adette şöyle bir iş yaptık. Ben pamuğu topladım der biri diğeri ben çırçırını yaptım, öbürü ben kumaşı ördüm, beriki ben boyadım ve ben baskısını yaptım, ben de kestim, e ben de diktim der serçe parmak da hani bana hani bana der gibi oldu. Kaç adet alt kuruluş ile çalışırsanız o kadar kuruluş bunun belgelerini vermek durumunda. Bu durumda herkes fatura kesmek zorunda. Yani 1.Kayıt dışı ekonomi mümkün değil. 2.Herkes kontrolden geçiyor yani herkes için sertifika gerekiyor ve bu herkes için bir maliyet. 3.Aradan örnekleme alınıp teste gönderiliyor ve bum nihayet sizin ürününüze satış sertifikası düzenleniyor.Firmalarınmaster sertifikalarının olması yeterlidğilanlayacağınız. Yani bana dediler ki bu organik kumaşmış. Ben de onu alıp t-shirt diktim üzerine de bu organik ürün dedim ne bileyim organik mi değil mi diyemezsiniz. Size organik olarak satılabilmesi için belgelerinin olması gerekiyor. Maalesef piyasada böyle şeyler oluyor. Benim ürünüm organik diye geliyor firma evet sertifikanız diyorsunuz ne gerek var diyor. Olabilir mi böyle birşey. Neyse ben yine coştum. Bir de doğal natürel var. Tüketicinin aklını karıştırmak için birebir. Bir de onları pamuğun ham renginde bırakıp iyice kandırmaca yapıyor büyük firmalar. Aaah ah çok dertliyim. Bu bizim natürel koleksiyonumuz. Anne de zannediyor ki aaa bu işte natürelmiş yani organik. Olur mu canım neresi organik. Eğer öyleyse herkes belgeleri çıkarsın. Natürel demek organik demek değil. Natürel deyince boya kullanmamış olabilir, ne bileyim tek renk baskı yapmış olabilir, ne hoş o da bir tercih ama boya kullanmadığınızda daha ucuz oluyor o kumaş zaten. Bir işlem eksik oluyor çünkü. Size daha pahalıya satmasına gerek yok. Hatta ucuza satmalı bir işlemi eksik çünkü.
Bir de aktarlara bayılıyorum. Dağdan dereden tepeden topladıklarını natürel ürün diye koyuyorlar. Kurutulmuş patlıcan, ev yapımı erişte, köy yumurtası. Nedir bu canım kardeşim bunların hiçbiri organik değil. Bu ürünleri organik sertifikalı ürün ile karıştırmamak gerekir. O patlıcan acaba hangi koşullarda yetişti. Ne malum o yetiştirilirken kimyasal bir gübre kullanılmadığı ya da komşunun tarlasında böcek ilaçlaması yapılmadığı. Bizim Ahmet Efendi'nin traktörünün yedek deposundan mazot sızıp da toprağa karışmadığı. Kim denetledi o patlıcanı, acaba köyün yakınından bir otoyol geçiyor mu? Yok mu hiç Ankara Istanbul arasında giderken otobana yakın tarla otobana yakın köy. Peki bir fabrika yakınında olmadığı ne malum. Bilemezsiniz o zaman doğal, natürel, katkısız olunca ürünün başına köy kelimesi konunca bu ürün organik olmuyormuş. İlla ki denetlenmesi lazım. Bir bağımsız denetim kuruluşu tarafından denetlenmeli. Firmaya bir master sertifika verilmeli. Ayrıca her bir üretim için satış sertifikası verilmeli. Nasıl mı? Binbir işkenceden sonra tabi ki. Firmalar hayatlarından bezdirilmeli ki kimse organik üretim yapmak istemesin:-) Ben firma olarak bir sertifika sahibi olabilirim. Bu master sertifikadır. Harika bunu aldım kafama göre ürettim ürettim durdum. Etiketlerine de %100 organik pamuk yazdım. Ne malum benim üretimim organik. İşte her bir parti üretiminiz de ayrı denetliyor. Diyor ki kontrol kuruluşu kaç kg pamuk aldın organik olarak bundan kaç kilo kumaş yaptın bu kumaştan kaç adet t-shirt çıkar. Diyelim ki 1000 adet sen ise 1100 adet organik diye satmışsın olmaaaaaz gel bakalım aç kayıtlarını aç evraklarını herşeyi kontrol ediyorum diyor. Siz de açıyorsunuz kayıtlarınızı. Bakıyor ki bir karışık durum var sertifikanızı iptal ediyor askıya alıyor. Yani organik üretmek sanıldığı kadar kolay değil. Hele organik tekstil en zoru. Çok yazdım gözlerinizi ağrıttım. Ama rahatladım. Başka bir gün, gece yeniden görüşürüz.
Sevgiler
Kapbula etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kapbula etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Nisan 2010 Cuma
3 Nisan 2010 Cumartesi
Biz de %100 pamuklu giydiriyoruz zaten...
%100 organik tekstil üretimini yıllardır yapıyorum. En sık karşılaştığım tepki aaa biz zaten %100 pamuklu giydiriyoruz. Hiç sentetikli giydirmiyoruz. Pamuklu demek doğal demek organik demek işte canım. Daha bunun sertifikası da ne demek oluyor. Bazen de ah evladım sizler bizler organikle mi büyüdük ne gerek var buna. Özelikle anneanne, babaanne tepkisi.
Vallaha yazayım da içim rahatlasın. Aslında bizlerin zamanındaki tekstil ürünleri neredeyse organikti hele hele şimdinin anneanne babaannelerinin dönemindeki tekstil organik sayılırdı. Zira şöyle açıklayayım tarımda ve tekstilde kullanılan kimyasal son 20-25 yılda bu kadar çok arttı. Bu da ne demek oluyor eskiden üretilen ürünler daha bir az kimyasal ile üretiliyordu. Dİyceksiniz ki hadi domatesin, salatalığın organiğini anladık da bu atletin, külodun, bodynin organiği nasıl oluyor. O zaman bir kaç kısa teknik bilgi vermek istiyorum izninizle.
Tüm dünyadaki tarım üretimi içinde pamuğun payı yaklaşık %3. Tüm tarım için kullanılan zararlı ilaçlar, kimyasallar, pestisidlerin %16'sı bu pamuğa kullanılıyor. Bu kimyasallar da öyle sadece üretimin yapıldığı tarladaki ilacın sıkıldığı pamuğun üstünde kalmıyor. Toprağa geçiyor, yeraltı sularına geçiyor, hava ile çevreye yayılıyor. Bu kullanılan kimyasallar yüzünden dünya sağlık örgütü verilerine göre her yıl 20bin pamuk işçisi kanser oluyor, solunum yetmezliği yaşıyor, ölüyor ya da çalışamaz hale geliyor. Diyelim ki bizim için önemli değil bu insanların ne yaşadıkları. O ilaçlar pamuğun liflerinde kalıyor. O pamuktan iplik, o iplikten kumaş ve o kumaştan bir iç çamaşırı yapılıyor. Onu bir güzel bembeyaz yapmak için ağır kimyasal ile ağırtıyorlar. Pürüpak beyaz atlet vatana millete hayırlı olsun. Onu alıyoruz sözüm ona bir defa yıkıyoruz neyle konvansiyonel toz deterjan zimzim, güçlü topcuklar, leke sökücü profesyonel ile. Bir de yumuşatıcıyı basıyoruz oooh 4 hafta kokusu geçmesin diye iyice bir kalıcı koku için biraz daha kimyasal yüklemesi. Ardından onu çocuğumuza giydiriyoruz. Çocuk terliyor ve o giydiği kıyafetin üzerindeki tüm kimyasallar ter ile reaksiyona giriyor ve çocuğumuzun hücreleri tarafından emiliyor. Bu kimyasallar maalesef mikrop gibi zaman içinde bağışıklık sistemimizi güçlendiren ona göre bir savuna mekanizması kurabildiğimiz birşey değil. Bu kimyasallar zaman içinde birikiyor birikiyor birikiyor ve vücutta çeşitli değişikliklere yol açıyor. Bu da vücudun ya da genetik yapımızın en zayıf olduğu yerlerden başlıyor. En iyi ihtimalle allerjik oluyor, kimi egzama daha ileri boyutlarda da kanser vakaları. Maalesef çok üzücü ama gerçek.
Hani demiştim ya çevreci aktivist bir anne olmaya çalışıyorum diye aslında farkındayım organik deyince pahalı algılanıyor. Sadece alımgücü yüksek insanlar alışveriş yapabilir gibi geliyor ama aslında değil. Birçok ürün var organik olup da çok pahalı olmayan. Daha sonraki dertleşmelerimde onları da yazarım neler olduklarını.
Önemli olan nokta şu aslında %100 pamuklu bu diye giydirdiğiniz ürünlerin çok da masum olmadığını bilmekle başlayabiliriz bu çevreci aktivist anne olma serüvenine. Umarım yazdıklarımla bunaltmıyorumdur. Ama daha yeni başladık. %100 organik ne demek. Sertifika ne demek. Bir ürünün organik olup olmadığını nasıl anlayacağız. Doğal ürün, naturel ürün ne demek. Organik ile aralarındaki fark nedir. Her gün bir konuda yazmak istiyorum. Bu konularda bilinen yanlışları yazarak içimi rahatlatmak istiyorum. Sizler de okursanız ne mutlu bana.
Sevgiyle kalın
Vallaha yazayım da içim rahatlasın. Aslında bizlerin zamanındaki tekstil ürünleri neredeyse organikti hele hele şimdinin anneanne babaannelerinin dönemindeki tekstil organik sayılırdı. Zira şöyle açıklayayım tarımda ve tekstilde kullanılan kimyasal son 20-25 yılda bu kadar çok arttı. Bu da ne demek oluyor eskiden üretilen ürünler daha bir az kimyasal ile üretiliyordu. Dİyceksiniz ki hadi domatesin, salatalığın organiğini anladık da bu atletin, külodun, bodynin organiği nasıl oluyor. O zaman bir kaç kısa teknik bilgi vermek istiyorum izninizle.
Tüm dünyadaki tarım üretimi içinde pamuğun payı yaklaşık %3. Tüm tarım için kullanılan zararlı ilaçlar, kimyasallar, pestisidlerin %16'sı bu pamuğa kullanılıyor. Bu kimyasallar da öyle sadece üretimin yapıldığı tarladaki ilacın sıkıldığı pamuğun üstünde kalmıyor. Toprağa geçiyor, yeraltı sularına geçiyor, hava ile çevreye yayılıyor. Bu kullanılan kimyasallar yüzünden dünya sağlık örgütü verilerine göre her yıl 20bin pamuk işçisi kanser oluyor, solunum yetmezliği yaşıyor, ölüyor ya da çalışamaz hale geliyor. Diyelim ki bizim için önemli değil bu insanların ne yaşadıkları. O ilaçlar pamuğun liflerinde kalıyor. O pamuktan iplik, o iplikten kumaş ve o kumaştan bir iç çamaşırı yapılıyor. Onu bir güzel bembeyaz yapmak için ağır kimyasal ile ağırtıyorlar. Pürüpak beyaz atlet vatana millete hayırlı olsun. Onu alıyoruz sözüm ona bir defa yıkıyoruz neyle konvansiyonel toz deterjan zimzim, güçlü topcuklar, leke sökücü profesyonel ile. Bir de yumuşatıcıyı basıyoruz oooh 4 hafta kokusu geçmesin diye iyice bir kalıcı koku için biraz daha kimyasal yüklemesi. Ardından onu çocuğumuza giydiriyoruz. Çocuk terliyor ve o giydiği kıyafetin üzerindeki tüm kimyasallar ter ile reaksiyona giriyor ve çocuğumuzun hücreleri tarafından emiliyor. Bu kimyasallar maalesef mikrop gibi zaman içinde bağışıklık sistemimizi güçlendiren ona göre bir savuna mekanizması kurabildiğimiz birşey değil. Bu kimyasallar zaman içinde birikiyor birikiyor birikiyor ve vücutta çeşitli değişikliklere yol açıyor. Bu da vücudun ya da genetik yapımızın en zayıf olduğu yerlerden başlıyor. En iyi ihtimalle allerjik oluyor, kimi egzama daha ileri boyutlarda da kanser vakaları. Maalesef çok üzücü ama gerçek.
Hani demiştim ya çevreci aktivist bir anne olmaya çalışıyorum diye aslında farkındayım organik deyince pahalı algılanıyor. Sadece alımgücü yüksek insanlar alışveriş yapabilir gibi geliyor ama aslında değil. Birçok ürün var organik olup da çok pahalı olmayan. Daha sonraki dertleşmelerimde onları da yazarım neler olduklarını.
Önemli olan nokta şu aslında %100 pamuklu bu diye giydirdiğiniz ürünlerin çok da masum olmadığını bilmekle başlayabiliriz bu çevreci aktivist anne olma serüvenine. Umarım yazdıklarımla bunaltmıyorumdur. Ama daha yeni başladık. %100 organik ne demek. Sertifika ne demek. Bir ürünün organik olup olmadığını nasıl anlayacağız. Doğal ürün, naturel ürün ne demek. Organik ile aralarındaki fark nedir. Her gün bir konuda yazmak istiyorum. Bu konularda bilinen yanlışları yazarak içimi rahatlatmak istiyorum. Sizler de okursanız ne mutlu bana.
Sevgiyle kalın
Etiketler:
%100 organik,
bebek,
çocuk,
Kapbula,
pamuk
2 Nisan 2010 Cuma
Hikayemi Anlatayım
Okumak isteyen merak eden varsa diye kısaca hikayemi anlatayım. Hakkımda kısmında ne işle iştigal ettiğimi yazmıştım hatta geçmişte ne iş yaptığımı da. Şimdi aktivist bir anne olmaya çalışıyorum. Full time anne olmak bir de çooook çalışan bir adamın eşi olmak gerçekten çok zor.Bu yetmezmiş gibi dertsiz başıma dert açıp full time iş olayına da girdim. Ama durmak yok oğlum için çok çalışmalıyım. Neden mi? Cevabın çok para kazanmak için tabi gibi birşey olduğunu duyar gibiyim. Halbuki hiç de öyle değil. Yıllar evvel hamileyken kendime sordum, bu tükettiğimiz dünyaya mı getireceksin oğlunu diye. O zaman verdiğim cevap için didiniyorum desem ve biraz daha açsam konuyu.
Dedim ki organik tekstil ile uğraşayım. Önceleri sadece bir anne ve tüketici olarak tekstil ile ilgiliyken yıllar içinde tekstil ile ilgili birşeyler öğrendim diyebilirim. Daha önümde uzuuuun yıllar var. Hergün yeni şeyler öğreniyorum. Neden tekstil derseniz aslında biraz araştırma sonucu buna karar verdim. Yurtdışına gittiğim zamanlarda, bundan 10-15 yıl önce organik yayılmaya başlamıştı ve dünya organik pamuk üretiminin %50den fazlasını Türkiye üretiyordu. Ama Türkiye'de hemen hemen hiç satılmıyordu. Tekstil işçiliği de Türkiye'de oldukça iyi ve sonuç olarak ben fazla da düşünmeden organik bebek ürünleri üretmeye karar verdim. Bir nevi cahil cesareti diyelim:-) O gün bugündür %100 organik bebek, son 1.5 yıldır da çocuk ve eser miktarda yetişkin ürünleri üretiyorum. Yaklaşık 1.5 yıl önce mağazalaşmaya karar verdim. Kapbula Organik Şeyler markası ile ilk mağazamı 2009 yılının Ocak ayında açtım. 2009 yılının sonunda da iki mağaza daha açtım. 15 mağaza olana kadar durmak yok. Amacım yurdumun çocukları daha fazla organik tekstil ve diğer organik ürünlerden yararlansın. Organik ürüne kolay ulaşabilsin.Anneler her zaman gittiği avm'lerde bizim mağazalarımıza ulaşsın. Anneler daha da bilinçlensin bebeğinin çocuğunun şampuanını da organik içerikli alırken, çamaşırını da organik içerikli, petrol türevi girdilerin olmadığı deterjanla yumuşatıcıyla yıkasın. Daha çok organik tekstil ürünü satılsın ki daha fazla sertifikalı organik pamuk üretilsin. Çünkü konvansiyonel pamuk üretilirken çevreye, yer altı sularına, toprağa, havaya, yandaki tarlaya, o tarlada yetişen domatese, orada yaşayan köylüye, tarlada çalışan köylü ananın karnındaki bebeğe o kadar çok zarar veriyor ki. Sırf bu yüzden çevre için, doğa için ve oğlumun geleceği için bu deli işine kalkıştım. Yaklaşık 5 yıldır yapıyorum henüz bir para kazanamadım ama yaptığım işten çok keyif alıyorum. İnanılmaz bir ekip çalışması. Üretiminden satışına çok harika bir ekiple, büyük bir özveriyle, zaman zaman sosyal sorumluluk projeleri ile zaman zaman yardım faaliyetleri ile inceden inceye organik ürünü tanıtmaya, mağazalarımıza gelen annelere uzun uzun bildiklerimizi anlatmaya, bilinçli ve çevreci bireyler olarak üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Bu blogda da çevre için neler yaparız, ben neler yapıyorum, siz neler yapabilirsiniz belki esinlenmek isterseniz diye zaman zaman oğlumla yaşadıklarımı, oğlumu nasıl çevreci yetiştirmeye çalıştığımı bazen dozu nasıl kaçırdığımı yazacağım. İleriki yazılarda görüşmek üzere.
Dedim ki organik tekstil ile uğraşayım. Önceleri sadece bir anne ve tüketici olarak tekstil ile ilgiliyken yıllar içinde tekstil ile ilgili birşeyler öğrendim diyebilirim. Daha önümde uzuuuun yıllar var. Hergün yeni şeyler öğreniyorum. Neden tekstil derseniz aslında biraz araştırma sonucu buna karar verdim. Yurtdışına gittiğim zamanlarda, bundan 10-15 yıl önce organik yayılmaya başlamıştı ve dünya organik pamuk üretiminin %50den fazlasını Türkiye üretiyordu. Ama Türkiye'de hemen hemen hiç satılmıyordu. Tekstil işçiliği de Türkiye'de oldukça iyi ve sonuç olarak ben fazla da düşünmeden organik bebek ürünleri üretmeye karar verdim. Bir nevi cahil cesareti diyelim:-) O gün bugündür %100 organik bebek, son 1.5 yıldır da çocuk ve eser miktarda yetişkin ürünleri üretiyorum. Yaklaşık 1.5 yıl önce mağazalaşmaya karar verdim. Kapbula Organik Şeyler markası ile ilk mağazamı 2009 yılının Ocak ayında açtım. 2009 yılının sonunda da iki mağaza daha açtım. 15 mağaza olana kadar durmak yok. Amacım yurdumun çocukları daha fazla organik tekstil ve diğer organik ürünlerden yararlansın. Organik ürüne kolay ulaşabilsin.Anneler her zaman gittiği avm'lerde bizim mağazalarımıza ulaşsın. Anneler daha da bilinçlensin bebeğinin çocuğunun şampuanını da organik içerikli alırken, çamaşırını da organik içerikli, petrol türevi girdilerin olmadığı deterjanla yumuşatıcıyla yıkasın. Daha çok organik tekstil ürünü satılsın ki daha fazla sertifikalı organik pamuk üretilsin. Çünkü konvansiyonel pamuk üretilirken çevreye, yer altı sularına, toprağa, havaya, yandaki tarlaya, o tarlada yetişen domatese, orada yaşayan köylüye, tarlada çalışan köylü ananın karnındaki bebeğe o kadar çok zarar veriyor ki. Sırf bu yüzden çevre için, doğa için ve oğlumun geleceği için bu deli işine kalkıştım. Yaklaşık 5 yıldır yapıyorum henüz bir para kazanamadım ama yaptığım işten çok keyif alıyorum. İnanılmaz bir ekip çalışması. Üretiminden satışına çok harika bir ekiple, büyük bir özveriyle, zaman zaman sosyal sorumluluk projeleri ile zaman zaman yardım faaliyetleri ile inceden inceye organik ürünü tanıtmaya, mağazalarımıza gelen annelere uzun uzun bildiklerimizi anlatmaya, bilinçli ve çevreci bireyler olarak üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Bu blogda da çevre için neler yaparız, ben neler yapıyorum, siz neler yapabilirsiniz belki esinlenmek isterseniz diye zaman zaman oğlumla yaşadıklarımı, oğlumu nasıl çevreci yetiştirmeye çalıştığımı bazen dozu nasıl kaçırdığımı yazacağım. İleriki yazılarda görüşmek üzere.
Etiketler:
%100 organik,
anne,
çevreci,
Kapbula,
mohini,
organik kozmetik,
organik mağaza
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
